Akdeniz Kansızlığı

Eski çağlarda Akdeniz çevresindeki elerde ortaya çıkan ağır bir kansızlık türü kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze değin ulaşmıştır. Akdeniz kansızlığı olarak bilinen bu hastalığın öbür adı olan talasemi, Yunanca’da “deniz” anlamına gelen bir sözcükten türetilmiştir.

Akdeniz kansızlığı A± hemoglobini­nin iyice azalmasına bağlı bir hemog­lobin hastalığıdır. Bu eksikliği gider­mek için hastanın kemik iliğinde Hb A2 ve/ya da Hb F üretimi başlar. Ama bu işlem eksikliği gideremediği gibi bazen kansızlığın ağırlaşmasına yol açar. … YAZININ DEVAMI →

Talasemi Minima

Akdeniz kansızlığı

nın en hafif tipidir. Belirti vermez. Yalnız kan tahlilleri ile anlaşılabilir. Çoğu zaman Akdeniz kan­sızlığına yakalanmış çocuğun anne, ba­ba ya da kardeşlerinde kan tahlilleri ya­pıldığında rastlantı sonucu ortaya çıka­rılır. Hastalığın bu tipine genellikle Ak­deniz kansızlığı genini taşıyan ve yal­nız kan sayımında değişiklikler göste­ren erişkinlerde rastlanır. Alyuvarlardaki biçim bozuklukları genellikle belirgin değildir. Ama Hb A2 miktarı artmıştır. Genellikle bir rahat­sızlık yaratmaz ve tedavi gerektirmez.… YAZININ DEVAMI →

Alyuvar Hastalığı

Hemoglobinin globin bölümünü oluştu­ran polipeptit zincirlerinden bir çifti a (alfa), öbür çifti 8 (beta) olarak adlandı­rılmıştır. Akdeniz kansızlığı B zincirin­deki yapım bozukluğundan kaynakla­nır. Bu nedenle Akdeniz kansızlığının üstün tipleri 6 talasemi (beta-talasemi) olarak da bilinir, a zincirinde ortaya çı­kan bozukluklar ise Akdeniz kansızlı­ğından ayrı olarak a talasemi (alfa-talasemi) adı altında toplanır. B talase-miler başka alyuvar hastalıklarıyla bir­likte görülebilir. Hemoglobin ya da en­zim bozukluklarıyla ilişkili olabilen bu hastalıklar ancak kanın biyokimyasal … YAZININ DEVAMI →

Akne Belirtileri

Akne belirtileri

başlıca iki biçimde orta­ya çıkar. Bunlardan ilki yağ salgısının artışıdır. Yağ bakımından zengin hücre­lerin yıkıma uğraması ile oluşan ve sebum olarak adlandırılan madde derial-tındaki yağbezlerinde üretilir. Bu bezler avuç içi ve ayak tabanı dışında bütün vücuda yayılmıştır. Üstderide (epider-mis) bulunan kıl köklerindeki kesecikler (folikül) yardımıyla bu bezler salgılarını dışarı verirler. Salgılama artışı sebum üretimini aşın ölçüde yükseltir. Böylece deri yağlı ve parlak bir görünüm alır. Aşın üretilen bu … YAZININ DEVAMI →

Akromegali

Akromegalide başlıca bozukluk, hipo­fiz ön lobunun aşırı ölçüde çalışmasıyla büyüme hormonu yapımının ileri dere­cede artmasıdır. Büyüme hormonu artı­şı, hastalığın tipik belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar. Hormon fazlalığı kemik, bağ ve kas dokularının, iç or­ganların ve damarların genişlemesine neden olur. Klinik belirtiler yıllarca, hipofizde gelişen bir adenomun yol açtığı büyüme hormonu fazlalığına bağlana­rak açıklanmıştır. Çok az olguda yal­nızca hipofiz bezinde hücre artışına (hi-perplazi) bağlı aşırı çalışma söz konu­sudur. Tümörün çıkarılması ile … YAZININ DEVAMI →

VÜCUTTAKİ MİNERALLER (MADENLER)

VÜCUTTAKİ MİNERALLER (MADENLER

):İnsan vücudunda % 4 kadar (erişkin bir kişide 2-3 gram] madensel tuzlar bulunmaktadır (Tablo 4.8 ve 4.7]. Bu mineraller kemik ve dişlerin oluşumunda, vitamin, enzim ve hormonların yapısında, sinir iletimi ve kas kasılması gibi durumlarda ve asit-baz dengesinin oluşumunda etkindir. Bunlar vücut sıvılarında ve hücre içinde çok duyarlı dinamik bir denge durumunda bulunurlar. Vücudun işlevleri için son derece gerekli olan bu maddeler fazla alındıklarında toksik etki gösterirler. … YAZININ DEVAMI →

İMMÜN GLOBULİN

İMMÜN GLOBULİN

G (IgG): IgG organizmadaki immün globulinleriiı, yani antikorların yaklaşık dörtte üçünü oluşturur. Çok güçlü bir antibakteriyel ve antijenleri çöktürücü etkiye sahiptir. Ana rahmindeki çocuğun IgG üretebilme yeteneği yoktur. Ama anneye ait bir miktar IgG, plasentayı geçip rahim içindeki çocuğa ulaşabilir. Böylece anne IgG’leri, çocuğun savunma sistemini, yani bağışıklık sistemini güçlendirmiş olurlar. IgG’lerin yan ömrü yaklaşık olarak 23 gündür.

Soru
İmmün kompleks nedir?Cevap

Antijenle antikor arasındaki bir bağışıklık … YAZININ DEVAMI →

İMMÜN GLOBULİN A (IgA)

İMMÜN GLOBULİN A

(IgA): IgA organizmadaki immün globulinierin yaklaşık beşte birini oluşturur. Her ne kadar, IgA kanda bulunursa da asıl bulunduğu yer vücuttaki bazı organların örtücü zarlarının yüzeyleridir. Bunlar arasında en önemlisi, solunum yollarıdır. Solunum yollarının iç duvarını örten mukoza tabakasından salgılanan bazı salgı maddelerinde IgA bulunur. Böylece bu salgı maddelerinde yer alan IgA, üst solunum yollarını birçok bakteri ve infeksiyonlarından korumaktadır. Ana rahminde bulunan ya da yeni doğan bir … YAZININ DEVAMI →

HÜCRESEL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

HÜCRESEL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ:

Organizma karşılaştığı antijen-düşman uyarısına karşı antikorlar aracılığıyla kimyasal bir savaş açtığı gibi, aynı zamanda da timus kaynaklı T-lenfositleri aracılığıyla da bir hücresel savunma savaşı açar.

Herhangi bir antijen lenfoid dokularda makrofajlar tarafından yutulduktan sonra buralardaki bazı T-lenfositleri makrofajların içine doğru birtakım uzantılar gönderirler. Böylece antijenle tanıştıktan sonra makrofajdan ayrılırlar ve immünoblastlara dönüşürler. Bunlar üç çeşit T-lonfositine dönüşürler. Bu lenfosit çeşitleri şunlardır; “T-hatırlayıcıhücreler”. “Aktifleştiril-miş T-lenfositleri” ve “T-yardımcı hücreler” … YAZININ DEVAMI →

ALLERJİ-TİP V AŞIRI DUYARLIK

ALLERJİ-’TİP V AŞIRI DUYARLIK

: Çeşitli allerjik hastalıklar vardır. Astma bronşialis, saman nezlesi, böcek sokmalarından sonra görülen reaksiyonlar, kurdeşen yani ürtiker , bazı ilaç ve besin maddelerinin yol açtığı allerjiler ve anafilaksi denilen durum insanlarda gelişen allerji tablolarına Örnek olarak gösterilebilir. Bu bölümde allerjilerin nasıl ortaya çıktıklarını genel bir yaklaşımla inceleyeceğiz. Daha sonraki bölümlerdey-se, saman nezlesi, anafilaksi, böcek sokması, yemek ve ilaç allerjilerini ele alacağız. Astma bronşialis ise ansiklopedinin solunumYAZININ DEVAMI →